ben hiç bir şey demiyeyim.. sizin onun ağzından dinleyin…
birini daha yuvadan uçurduk
bazen düğün öncesi gördüğüm rüyalarımdan birinde sanıyorum kendimi, malum her hafa iki üç kez görürdüm düğünümün bittiğini rüyamda ama onların hepsinde bir problem olurdu, ya ayakkabım unutulurdu, ya mekanın hoparlörleri patlardı, saçım yanardı vs vs, bu seferkinin rüya olmadığını biliyorum çünkü hemen hemen her şey çok güzeldi(ufak aksilikler de nazar boncuğu olsun diyor herkes).Daha önce de gelinlik maceramı yazmıştım, Gelinn de yayınlamıştı, belki okuyanlar olmuştur, Pronoviastan aldım gelinliğimi. Dantelsiz taşsız çok sade kalçadan kabarık bir modeldi ve bir çok insandan çok olumlu şeyler duydum gelinliğimin sadeliği ve şıklığı ile ilgili, çok mutlu oldum.Ancak iki şey var belirtmek istediğim; öncelikle gelinliği Pronoviastaki denemelerimde olduğu kadar güzel giyemedim. Yani orada anlatıyorlar aslında nasıl giyeceğimizi ama olmadı işte, onların el alışkanlığından yoksun olunca bi havada kaldı sanki, bazı katlar içimde buruştu falan. İşin garibi, Pronoviastan gelinlik alan başka arkadaşşlarımdan da duydum bunun aynısını. Gelinlik çok kattan oluşuyor, içinde korsesi, tarlatanı, ara tülleri kuyrugu vs, ağır ve detaylı oluyor buranın gelinlikleri. Size tavsiyem, son provada sadece anlatılan ile yetinmeyin, sizi giydirecek kişinin orada sizi bir kez giydirmesini isteyin. Bir de gelinliğin boyu bana biraz uzun geldi, yani boyuma ve ayakkabıma gore yaptılar ama fotoğraf için falan çim alanlara gittiğimizde gelinlik biraz uzun kalıyor, ayaklarıma dolanıyordu. Hani şimdiki aklım olsa, bikaç santim daha kısa yapmalarını rica ederdim, zaten her türlü uzun oluyor , bikaç santim gelinliğin havasını bozmaz ama benim ayaklarımı biraz daha rahat ettirirdi sanki..,Rahatlık diyince, ayakkabıdan bahsetmeden geçemeyeceğim. O gün ayakkabının çok önemli olduğunu biliyordum ve özel yapım bir ayakkabı beni daha rahat ettirir diyerek Divan Kunduraya gittim. Ayakkabı kumaşını kendim alıp götürdüm ve çok güzel somon-pembe ayakkabılar hazırladılar bana ama ilk giydiğimde çok rahat görünen ayakkabım fotoğraf çekiminin birinci saatinden sonra ayağımı vurmaya başladı ve gecenin sonunda ayaklarım yara bere içinde, ucu ise bir mengene ile sıkılmışçasına ağrıyordu. Bir haftalık balayımın sonunda anca geçti yaralarım. Size tavsiyem, aldığınız ve yaptırdığınız ayakkabıyı evde bir akşam boyunca giyin. Yarım saat giyip rahatmış diyip çıkarmayın, unutmayın bütün gün o ayakkabı ile olacaksınız.Düğün mekanımız Fenerbahçe’de Demiryollarının sosyal tesisleri idi. Denizin üzerinde içinde minik bir süs havuzu olan üstü açık, çevresi ferforje süslü bir platformdu. 500 kişiye kadar yemekli kapasiteleri var ve günün her saatinde büyüleyici bir mekan. Karşıda adalar manzarası, üç tarafınızı çevreleyen deniz, yanıbaşınızda mekanın özel kumsalı, muhteşem bir günbatımı ve akşam denize tutulan yeşil aydınlatmalar ile harika bir havası vardı, herkes hayran kaldı mekana. Denizin üzerinde bir düğün yaptık ve şansımıza 3 Temmuzda hava çok güzeldi. Kötü haber şu ki, bu mekan önümüzdeki sene özelleştiriliyormuş sanırım ama yine de mekan arayanlara tavsiyem, sosyal tesisleri değerlendirmeleri. Karayolları, DSİ, Demiryolları vs gibi mekanlar, özel işletmelere göre ciddi bir fiyat avantajı sunuyor ve aradaki fark ile organizasyon detaylarınıza daha çok bütçe ayırabiliyorsunuz.JMekandaki çiçekleri, gelinyolunu ve el çiçeğimi Acıbadem Tayga çiçek yaptı ve muhteşem bir iş çıkardılar. Akşam düğün sonunda bütün misafirler masa çiçeklerini kucaklamış gidiyorlardıJ Gelin Damat masasına yapılan özel beyaz antoryum aranjmanı muhteşemdi. El buketi de iki ane hazırlanmıştı, birincisi somon ayakkabılarıma uygun somon-pembe bir buket (benim kurutup saklamam için), ikincisi ise beyaz-somon karışık bir buket(gecenin sonunda atmam için). Ben ikisine de bayıldım ve fotoğrafalarımızda ikisini de kullandık.Fotoğraf larımız ise düğünümüzün tartışmasız en en en güzel detayı J sevgili Aylinciğim (Aylin Çiftçi) bütün gün yanımızdaydı ve hem sıcaklığı ve sakinliği ile o gün yanımda en büyük desteğimdi, hem de bir haftada hazırlayıp dün yayınladığı fotoğraflar ile bu kadar kısa sürede bizi mutlu etti. Klasik pozların yerine bize çok samimi, çok sevimli fotoğraflar hediye etti. Bizi çektiği yetmedi, mekana erken gelen arkadaşlarımızla da çok eğlenceli kareler çekti. Dünden beri telefonlar alıyoruz, herkes bu meçhul fotoğrafçının kim olduğunu soruyor ve bu bizi çok mutlu ediyor. Herkese Aylini, Aylin ile beraber olamazlarsa da onun kadar iyi bir fotoğrafçı (eğer varsa) diliyorum JTek tek aklımda kalan minik tavsiyeler ise· Yazın sıcakta düğününüz olacaksa, veya rüzgarlı bir alanda fotoğraf ektirecekseniz, skaın kuaförünüzün lafına kanmayın ve maşadan sonra buklelerinizi açıp ayırmasına izin vermeyin, onlar tel tel oluyor. Bırakın o bukleler tek tek kalsın. Bi de aslap sıktıkları sprey ile yetinmeyin, boca edinJ· Yağlı bir cildiniz varsa çantanızda bir pudra bulundurun, o gelinliğin agırlıgı ve koşturmaca ile tereyecek ve 10 dakikaya bir parlayacaksınızJ· Yedek ruja gerek yok, boşa kasmayın, o kalıcı ruj bütün gün, yiyip içseniz de kalıyor merak etmeyin· Yedek ayakkabı ve bir kutu yarabandı mutlaka bulundurun. Bir de ben lokal anestezik bir krem almıştım, hani bu lazerde falan kullanılan Emla denen kremden, ayakkabının vurduğu sıktığı yerlere onu sürüp uyuşturdum, o sayede ayakta kalabildim çünkü belli biyerden sonra yarabandı da tutmuyo ve o acı da hayatı zindan ediyo insana. Bu kremi iyi ki almışım, yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim.Ve son olarak, henüz evlenmemiş olan herkesi kıskanıyorum, önünüzde çok eğlenceli bir dönem sizi bekliyor J
Bu yazı Gelinn için yazılmıştır. İzinsiz kullanılması ve kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası uyarınca yasaktır.
Related posts:

